19 yılda 10 servet affı, 11 vergi barışı, sonuç fiyasko: Mükellef barışmak istemiyor

AhvalNews Zülfikar Doğan

Mafya, Türkiye gündemini belirlerken, organize suç örgütü elebaşı Sedat Peker’in art arda yayınladığı iki videodaki telefon görüşmeleri ve artık Erdoğan’ın yakın çevresine, akrabalarına doğru ilerleyen iddialar, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu, AKP’yi, yargıyı ve iktidar medyasını gittikçe daha derinden sarsmaya devam ediyor.

Daha önceki fırtınayı 25 günlük suskunluk sonrası İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sahip çıkarak atlatmaya çalışan iktidar ittifakı, yayınlanan son videolar sonrasında da tekrar suskunluk stratejisini devreye sokmaya çalışsa da dile getirilen iddiaların içeriği, açığa çıkan ilişkiler ağı, çürümüşlüğün vardığı boyutların gizlenmesini giderek olanaksız hale getiriyor.

Bir siyasetçiyi ayda 10 bin dolar maaşa bağladığı’ iddialarını, kendisine hakaret olarak gördüğünü, bu paranın çok küçük bir meblağ olduğunu ifade eden Peker; Milletvekillerine ‘çanta çanta’ para gönderdiğini, AKP’nin seçim kampanyalarına parasal katkı, vekillerin araçlarına para bıraktıklarını söyledi.

Peker’in iddiaları sonrasında AKP’nin 19 yıla varan iktidar süresi boyunca neden defalarca servet affı yasası çıkarttığı da sorgulanmaya başlandı. Kayıt dışı servetlerin aklanması, yurt dışındaki varlıkların kaynağı sorulmaksızın legalleştirilmesinde herhangi bir sorgunun olmayacağı güvencesinin verilmesiyle ilgili sorular giderek artıyor.

Bugüne kadar 10 kez Varlık Barışı adı altında yurt dışında tutulan kayıt dışı, beyan edilmemiş, kaynağı belirsiz varlıkların sorgusuz-vergisiz Türkiye’ye getirilmesine yasal olanak sağlanırken, bu düzenlemelerin sonuncusu geçen yıl Kasım ayında yasalaştırıldı ve yılbaşından itibaren yürürlüğe irdi. Varlık Barışı-Servet Affı ile eş zamanlı olarak çıkartılan Vergi Barışı’nda ise yeniden yapılandırılarak taksitlendirilen vergi ve SGK prim borçlarının tahsilinde tam bir fiyasko yaşandı.

Salgın nedeniyle zaten kapalı olan işyerleri rutin ödemelerini bile yapamaz iken geriye dönük vergi borçlarının yapılandırılarak tahsilinde umulan gerçekleşmedi. Çoğu mükellef yapılandırma taksitlerini ödeyemedi ve yapılandırması bozuldu. Şimdi iktidar ilkini 2003 yılında çıkarttığı ve hemen hiç birisinde istediği sonucu alamadığı vergi barışı düzenlemelerinin 11’incisini 6 ay arayla yeniden meclise getirdi.

İlgili Haber  Bill Gates: Corona salgını dünyaya 28 trilyon dolara mal oldu

Komisyonda kabul edilerek, genel kurula gelen ve genel kurulda da AKP-MHP oylarıyla kabul edilen vergi barışı yasalaştı. Ancak salgın önlemleri, kapanmalar nedeniyle 15 aydır doğru düzgün bir faaliyeti olmayan, gelir elde edemeyen milyonlarca mükellef, vergi ve prim borçlusu için bu yapılandırma da yine fiyasko ile sonuçlanacak ve muhtemelen 12’inci vergi barışı yasası çıkartılacak.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın raporlarında meclise aktardığı rakamlara göre, bu defaki düzenleme ile 475 milyar TL’lik kamu alacağının, vergi ve SGK prim borcunun yapılandırılarak tahsil edilmesi hedefleniyor. Bu tutarın tek başına 75 milyar liralık kısmı SGK’nın tahsil edemediği prim alacağı.

Oysa geçtiğimiz yıl Kasım ayında TBMM’den geçirilen ve yılbaşında yürürlüğe giren yasada, yapılandırılacak kamu alacağı 500 milyar TL idi. Milyonlarca borçlu mükellefin sadece yüzde 20’si yapılandırma için başvurdu. Bir önceki fiyaskodan ders almayan iktidar ve ekonomi yönetimi, muhtemelen yılsonunda fiyaskoyla sonuçlanacak ve yenisine ihtiyaç duyulacak bir yapılandırmayı daha meclisten geçirdi. Aslında Erdoğan’ın ve ekonomi yönetiminin beklentisi hiç değilse bir ya da iki yapılandırma taksitini tahsil ederek hazineye 35-40 milyar TL taze para girişi sağlamak.

Önceki uygulamalara bakıldığında, 2011 – 2020 döneminde çıkartılan Vergi Barışı yasalarıyla yapılandırılan tutar 363 milyar TL iken 10 yılda tahsil edilebilen tutar 91,5 milyar TL oldu. Vergi ve SGK borçlarının ödenemeyişi giderek kronik bir soruna ve kangrene dönüşmüş durumda. Her yapılandırmada tahsil edilemeyen kamu alacağı tutarı ve işletilen ceza faizi-gecikme faizinin yanı sıra borçlu mükellef sayısı da katlanarak artıyor.

Yalnızca SGK alacağının 75 milyar TL ve SGK’ya prim ödemelerini yapamayan mükellef sayısının 16,5 milyon olduğu göz önünde tutulduğunda bile SGK’nın ciddi bir alacak krizi ve batak içinde olduğunu, finansman açıklarının büyüdüğünü, giderek yükümlülüklerini yerine getirmesinin, emekli maaşlarını bile ödeyebilmesinin ağır risk altında olduğu görülüyor.

İlgili Haber  Güney Kore 6G için düğmeye bastı. Ne yapan sen Güney Kore ?

Yeni yürürlüğe giren 11’inci yapılandırma yasasıyla iktidar bugüne kadar 19 yılda ortalama 17 ayda bir yapılandırma yasası çıkartmış ve sonuç alamamış. Kamunun alacakları, mükellefin de ödeyemediği vergi ve SGK borçları anapara ve faiziyle katlanarak artmış.

Oysa sürekli bindirilen gecikme ve ceza faizleri, temerrüt faizleriyle iyice ödenemez hale gelen vergi ve prim borçlarının öncelikle tüm faizleri silinip, sadece anapara borcu mükellefin ödeme gücüne göre uzun vadeye ve taksitlere yayılsa çok daha hızlı ve yüklü tutarda tahsilat yapmak olanaklı.

Bir medya satışı için kamu bankalarından 10 yıl vadeli, 3 yılı ödemesiz 1 milyar dolar kredi veren ya da tek kalemde bir iktidar müteahhidinin 9,5 milyar vergisini silen Maliye, aynı uygulamayı 35 milyon borçlu mükellefe de yapsa kendisi kazançlı çıkacak.

Her fırsatta kamu bankalarının kaynaklarını düşük faizlerle iktidara yakın şirketlerin, müteahhitlerin kullanımına sunan hükümet, bu kez kamu bankalarını daha iyi bir amaç için devreye sokabilir.

Kamu bankaları mükelleflerin anapara borcunu kredilendirip maliyeye, hazineye 475 milyarı verdikten sonra, mükellefin borcunu da sıfır faizle 10 yıla yayılan taksitlerle tahsil ederse hem maliye tüm alacağını tahsil etmiş olacak hem de 35 milyon borçlu mükellef 475 milyar borçtan kurtulup, önüne bakabilecek.

Devlet 500 milyara ulaşan alacağını yıllardır alamıyor. Mükellef her ay işletilen faizlerle şişen, kabaran ödeme gücünü aşan vergi-prim borcunu ödeyemiyor. Sistem tıkanıyor, borçlar kabarıyor, sorun kangrene dönüşüyor.

Artık mali sitem tıkanmış durumda. Gelinen aşamada, bütçede yıllardır kapatılamayan tahsil edilemeyen alacaklar, kâğıt üzerinde alacak olarak göründüğü için bütçeye ciddi bir ‘sanal yama’ oluyor. Diğer yanda borcundan dolayı çıkmaza girmiş 35 milyonu aşan mükellef, öte yanda borç-alacak krizinden ötürü batma noktasına gelen işletmeler, şirketler, kuruluşlar. Tüm bunların üstünde hem akılcı çözüme direnen hem de alacağını tahsil için mükellefin soluğunu kesen yöntemlerde aynı yanlışı yineleyen bir iktidar.

İlgili Haber  Tam kapanma 19 Mayıs'a uzatılacak mı? 19 Mayıs'ta kapama var mı?

Bir iktidar 19 yılda, aynı konuda 11 benzer yasa çıkartıp hepsinde aynı yanlışları yapıyorsa, liyakatsizlik ve lakaytlık, akıl noksanlığı söz konusu demektir. O yüzden 10 kez servet affı, 11 kez vergi barışı yasası çıkartan Erdoğan, 6 ay sonra aynı yanlışta ısrar edip yeniden bir servet affı ve vergi barışı daha çıkartırsa kimse şaşırmaz.

Şaşırmadıkları gibi kimse ödeme de yapmaz. Yarın ne olacağını öngöremedikleri için yurt dışında tutulan, 230-300 milyar dolar arasında olduğu tahmin edilen kayıt dışı servetlerini de kimse Erdoğan’a ve bu iktidara güvenip ülkeye getirmez.

E-bültene Abone Ol Merak etmeyin. Spam yapmayacağız.

Yazar

kodamcasi.com ekibi olarak önceliğimiz daima siz sevgili okurlarımız.
2-3 yılı aşkın süredir aktif olarak İnternet sektöründe yer almaktayım. Amacımız siz değerli okurlarımıza doğru ve hızlı haberi yayınlamak.

Hedefi Yönetim Bilişim Sistemleri (YBS) Veri Bilimci (Veri Analisti)

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hızlı yorum için giriş yapın.

Giriş Yap